Kadir Doğulu; Ben yakışıklıysam...

 

Yeni dizisi "Sevdam Alabora" ile ekrana dönmeye hazırlanan oyuncu kendisini yakışıklı bulmadığını söyledi.

 

Oyunculuğa çocukluğundan beri âşık olduğunu söyleyen Kadir Doğulu, “Oyuncu olmayı çok kalpten istedim. Aşkımı geç buldum ama ona dört elle sarıldım” diyor.



Ece Saruhan'ın röportajı...



En Son ‘Fatih Harbiye’de izlediğimiz Kadir Doğulu, bu akşam yeni dizisi ‘Sevdam Alabora’ ile atv ekranında. Yapımcılığını Endemol’ün üstlendiği dizinin yönetmeni Aydın Bulut. Günahların ve büyük sırların hikâyesini anlatan dizinin senaryosu Eylem Canpolat ile Sema Ergenekon’un imzasını taşıyor. Doğulu, başrolünü Elçin Sangu ve Mustafa Avkıran ile paylaştığı dizide, entrikalarla dolu bir çiftlikte yaşayan Gökhan’ı canlandırıyor. Doğa âşığı olan bu genç adam zamanla imkânsız bir aşka yelken açacak ve bakalım neler olacak?

Doğulu ile dizinin çekimleri için Muğla Köyceğiz’de kurulan platoda buluştuk. Toprak kokusunun, yeşilin her tonunun, atların buluştuğu bir çiflikte... İstanbul’un kaosundan uzaklaşıp kendimi o atmosferde bulduğumda benden yükselen ilk ses “Oh be” oldu. Kadir’i daha önceden tanımıyordum ama sohbet etmeye başlar başlamaz o da kalbi elinde kişiliğiyle “Oh be, hâlâ böyle insanlar var” dedirtti bana.

Kendisi 17 yaşında İstanbul’a gelmiş. Oyuncu olmadan önce bulaşıkçılıktan işletmeciliğe birçok mesleği deneyimlemiş. Yaptığı tüm işleri çok sevmiş ama oyunculuktan bahsederken gözleri başka türlü parlıyor. Çok sıcak, samimi, insana güven veriyor. Hayallerinin peşinden kendisine olan saygısını kaybetmemeye ant içmiş şekilde uçuyor. Hem yüreğini hem de emeğini ortaya koyarak kendi masalını yazıyor. İşte su gibi akan sohbetimizden yazıya yansıyanlar...

 

Pek çok dizinin diri diri gömüldüğü bir dönemde sana “Sevdam Alabora’da rol almalıyım” dedirten ne oldu?



Diziler konusunda haklısın. Benim de “Bu iş nasıl kalkar?” dediğim birçok   oldu. En çok da set çalışanları için üzülüyorum. 5 yıldır bu sektörün içindeyim, öncesinde de iyi bir izleyiciydim. İzleyici olarak ekranda ne görmek istediğimi biliyor ve teklifleri buna göre değerlendiriyorum. Senaryoyu ilk okuduğumda “Tamam oluyor” diyebilmem çok önemli. ‘Sevdam Alabora’daki Gökhan daha önce canlandırdığım karakterlerden çok farklı. Bu da benim için önemliydi.

 

Önce dizinin hikâyesinden ve Gökhan’dan konuşalım biraz...



Gökhan bir sır perdesinin olduğu, çok ciddi entrikaların yaşandığı bir geçmişe sahip bir çiftlikte doğmuş. 25’lerinde, geçmişinden habersiz bir adam. Geçmişiyle ilgili sır perdesi bir kızla birlikte aralanacak. Ailesinin tek çocuğu, doğa ve at âşığı. Dağlarda yaşıyor, vahşi atları ehlileştirip insanların rehabilitasyonunda kullanıyor. Elektrik ve teknoloji gibi dayatılmış şeylere tamah etmek yerine kendine doğada yer bulmaya çalışıyor. İnsanları da önyargılar yerine doğanın bakış açısıyla sınıflandırıyor. Kimseyi yargılamıyor.

 

'Benim tartım annemdir'



Özlediğimiz insan yani.

 

Günümüzde pek çok sevda, dizinin adıyla örtüşür biçimde alabora...



Haklısın. Dizide çok güzel yazılmış, senaryoyu okurken “Hadi ya” dediğim imkânsız bir aşk hikâyesi var. Geçenlerde bir arkadaşım bana, “Böyle sevdalar masallarda kaldı, artık yok” dedi. Ben olduğuna inanıyorum. Gerçek hayatta da, sadece aşkta değil her alanda masalsı şeyler bozulmasın diye elimden geleni yapıyorum.

 

Büyük sırların hikayesi


Röportajlarında ailenle ilgili söylediklerin beni çok duygulandırdı. Gözünü sevgiye açmış bir çocuksun. Güzel sevilen çocuklar ileride güzel sevebilen bireylere dönüşüyor bence. Sen ne dersin?



Çok kalabalık ve bir sürü zorluk yaşamış olmasına rağmen merkezinde sevgi olan bir ailede büyüdüm. Babam gemiciydi, hep yurtdışında çalıştı. Okulda, özel hayatımızda, işte tek danıştığımız yer annem oldu. Kendisi çok vicdanlı, duygusal zekâsı üst seviyede bir kadındır. Tartım her zaman annem olmuştur. Kırık dökük ailelerin yetiştirmeye çalıştırdıkları çocuklarda bıraktıkları travmaların çevremize ve ülkeye nasıl sirayet ettiğini görüyoruz. Bu anlamda çok şanslıydım. Haksızlığa, adaletsizliğe gelemeyen biriyim.

En büyük kavgalarımı bu yüzden ettim. Haksızlığa tepki verdiğim anlarda bile annem bana “İnsan olduğunu unutma. Bize yapılmasını istemediğini başkalarına yapma” derdi. Halalarım da çok vicdanlı. Bu bilinçteki kadınlar tarafından yetiştirilmek bana çok şey kattı. Ülkemizin kaderi de kadınlara bağlı. Annelerimizi, ablalarımızı ne kadar eğitirsek o kadar vicdanlı erkekler, hayatın merkezine insanı koyabilen nesiller yetişecek.
 


‘Ben yakışıklıysam jönlerimiz ne?’

 

Yakışıklılık sektörde kapıların daha kolay açılmasını sağladı mı sana?



Televizyonda avantaj tabii ama ben kendimi öyle görmüyorum.
 


Yapma Kadir!



Gerçekten bu anlamda kendiyle barışık, kendini beğenen bir adam değilim. Bizim jönlerimiz var, ben yakışıklıysam onlar ne oluyor? Dış görünüş show business’ta avantaj ama bir yere kadar. Yetenek her şeyin önüne geçer. Eğer insanlara senaryonun gerektirdiklerini, doğallığı ve gerçekliği veremezsen olmuyor.



'Ego aşkın önüne geçmemeli'

 

Günümüzde herkes oyunculuk yoluyla şöhret olmaya ve köşeyi dönmeye öykünüyor. Dışarıdan algılandığı kadar kolay mı bu iş?



Ben oyunculuğa çocukluğumdan beri âşığım. Bana daha çok para kazandıracak potansiyelde işler yaparken kariyer değiştirmem ekonomik anlamda riskti. Bu sektöre ilk girdiğinizde ciddi anlamda para kazanamıyorsunuz. Sebat etmeniz, disiplinli çalışmanız, rolle ilgili sizden isteneni verebilmeniz gerekiyor. Hiçbir zaman para kazanmaya odaklanmadım. Hep işimi iyi yapmaya çalıştım.

Ego aşkın önüne geçemedi, geçmemeli zaten. Şöhrete gelince, standartlarım ve ekonomim değişmiş olsa da ben hâlâ aynı Kadir’im. İşletmeci olarak da garson olarak da aileme bakardım ama ne mutlu ki âşık olduğum şeyi yapıyorum, üstüne bunun için bana para veriyorlar. Daha ne isterim? Aşkımı geç buldum ama ona dört elle sarıldım. Beş senedir kafamı yastığa koyduğumda huzurlu uyuyorum.

 

Sevda demişken, Neslihan Atagül ile ilişkin nasıl gidiyor?



Şükürler olsun, bir sıkıntımız yok.

 

Artık   için Muğla’dasın. Mesafe zorlayacak mı sizi?



Gerçek bağlılık ve sevginin önüne mesafe ve başkalarının söyledikleri geçemez. Neslihan yazın 1.5 ay boyunca bir sinema filminin çekimleri için Balıkesir-Ayvalık hattında mekik dokudu. O dönem bizim için iyi bir sınav oldu. Kendimizi sınadık. Aslında sınamak yanlış kelime, o da ben de olacakları zaten biliyorduk. Şükürler olsun, çok mutluyuz.

 

‘Yazarak kendimi ehlileştirdim’

 


Twitter’da tiyatrolarla ilgili bilgileri, özellikle de alternatif sahnelerin oyunlarını retweet’liyorsun. Tiyatro var mı hedeflerin arasında?



Çocukluğumda böyle geniş bir   furyası yoktu. Tiyatro oyunları vardı. Nejat Uygur ülkeyi gezerdi. Başta onun oyunları, Mersin’de sahnelenen her oyunu izlerdim. İzlerken gözlerim dolardı, Hep “Tiyatrocu olmak istiyorum” derdim ama şartlar ve ailemin ekonomik durumu beni başka işler yapmaya itti. O işleri de severek yaptım ve 28 yaşımda kariyer değiştirerek oyunculuğa geçtim.

Tiyatro ince elenip sık dokunmalı, benim için daha zamanı var. Özellikle Tiyatro(Hâl) bünyesinde yer almayı çok isterim. Güney’lerle (Zeki Göker) tanıştım. O kadar imkânsızlık içinde çok güzel işler yapıyorlar. Geçtiğimiz sezon 52 oyun izledim, bu sezon Muğla’da olduğum için şimdilik 9 oyun. Tiyatrolar Muğla’ya da gelsinler.
 


'Dünyaya geç gelmişim'

 

Sahnede her şeyiyle çirkin bir adamı izlemek çok isterim senden.



Hedeflediğim şeyler arasında var zaten. İnşallah olur.

 

Çocukluğunda skeçler yazarmışsın. Şimdi yazmakla aran nasıl?



Yatak odamda, başucumda mutlaka bloknot ve kalem bulunur. Bilgisayarla değil, elimle yazar ve bir köşede biriktiririm yazdıklarımı. Yazdığım sayfaları yırtıp üst üste koysak boyumu bulur. Yazarak kendimi ehlileştirdim, yazmak kendimi görmemi sağladı. Birkaç sene önce yazdıklarımı bugün okurken “İyi ki bunları yazmışım, kulağıma küpe yapmışım” diyorum. Şiirsel şeyler yazmayı da seviyorum.

Şiiri çok seviyorum. Turgut Uyar’ın şiirlerini okurken “Niye o dönemi yakalayamadım? Keşke onunla sohbet edebilseydim” diyorum. Ben gibi çok cümlesi var. Müşfik Kenter, Kemal Sunal ve Barış Manço’yu da tanıyabilmeyi çok isterdim. Yaşadığım dönemden, ailemden, sahip olduğum bedenden ve zekâmdan memnunum ama bazen “Dünyaya geç gelmişim” diyorum.

 

‘Atım Nev beni seçti’



‘Sevdam Alabora’da bol bol at binecek ve aksiyon dolu sahnelerde yer alacak olan Kadir Doğulu, 10 senelik biniciliğini geliştirmek için 3 aydır at üzerinden inmediğini söylüyor ve ekliyor: “At binmenin verdiği özgürlük hiçbir şeye benzemiyor. At sahibi olmak, ata bakmak, biniciliği öğrenmek ciddi bir maliyet.

Seneler önce turizm sektöründe birlikte çalıştığım Cüneyt Alkuzu beni ata bindirdi ve ‘İstiyorsan sana bu işi öğreteceğim’ dedi. Ona ve ailesine çok şey borçluyum. ‘Sevdam Alabora’ için çiftlik kurulduktan 1-2 gün sonra atlarımız gelmiş. Ben 4 gün sonra sete gidebildim. Yapımcım siyah bir ata binmemi istiyordu ve tek bir siyah at kalmıştı. ‘Git dene, hoşuna gitmezse birkaç at daha getireceğim’ dedi. Ben ahıra girer girmez Nev kafasını çıkardı. ‘Bu atı istiyorum’ dedim. Nev kendini göstererek beni seçti. Kendiliğinden bir bağ oluştu aramızda. Nev, çok asil ve zeki bir at.” (Habertürk)

 
 
 
1 2 3